ISSN 2149-2263 | E-ISSN 2149-2271
The Anatolian Journal of Cardiology - Anatol J Cardiol: 15 (8)
Volume: 15  Issue: 8 - August 2015
1.Citius, Altius, Fortius
Zeki Öngen
PMCID: PMC5336856  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.000180  Page 601
Abstract |Full Text PDF

INVITED EDITORIAL
2.Do we always need anticoagulation before cardioversion of atrial fibrillation in ladies?
Bülent Görenek, Gulmira Kudaiberdieva, Bektash Morrad
PMID: 26301343  PMCID: PMC5336857  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.010018  Pages 602 - 604
Abstract |Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
3.Unmasking of atrial repolarization waves using a simple modified limb lead system
Sivaraman Jayaraman, Uma Gandhi, Venkatesan Sangareddi, Umapathy Mangalanathan, Ravi Marimuthu Shanmugam
PMID: 25550180  PMCID: PMC5336858  doi: 10.5152/akd.2014.5695  Pages 605 - 610
Amaç: Bu çalışmada, bir Modifiye Ekstremite Elektrot (MEE) sistemi erkek hastalarda sinüs ritminde ve AV bloklularda Ta dalgasını kaydetmek için kullanıldı. Yöntemler: Sinüs ritminde 80 erkek gönüllü (ortalama yaş 36±7 yıl) ve AV bloklu 20 erkek hasta (ortalama yaş 72±5 yıl) bu çalışmaya dahil edildi. Standart Ekstremite Elektrotlu (SEE) EKG’ler ve MEE EKG’ler bir EDAN SE-1010 PC EKG sistemi ile her biri 60 saniye süreyle kaydedildi. Bulgular: Sinüs ritmindeki gönüllülerde gözlemlenebilir Ta dalgası süresi 109±4,7 ms, P-Ta süresi 196±5,1 ms ve düzeltilmiş P-Ta süresi 238±7,2 ms idi. Ta dalgası tepe amplitüdü -42±8 µV idi. AV bloklu hastalarda, Ta dalgası süresi 314±28 ms, P-Ta süresi 418±29 ms ve düzeltilmiş P-Ta süresi 462±31 ms iken Ta dalga tepe amplitüdü -37±9 µV idi. Sinüs ritimli ve AV bloklu kişilerde P ve Ta dalga amplitüdü arasında korelasyon bulundu, P ve Ta dalga süresi veya Ta amplitüdü ve Ta süresi arasında korelasyon saptanmadı. Sonuç: QRS kompleksi ve ST segmenti içine uzandığı için Ta dalgasının sonu sinüs ritimli kişilerde gözlemlenebilir değildir. AV bloklu hastalarda Ta dalga süresi, sinüs ritimli kişilerde gözlemlenebilir Ta süresinden genellikle üç kat daha uzundu.
Objective: In the present study, a modified limb lead (MLL) system was used to record the Ta wave in sinus rhythm and with AV block in male patients. Methods: Eighty male subjects (mean age 36±7 years) in sinus rhythm and 20 male patients with AV block (mean age 72±5 years) were included in this study. Standard limb lead (SLL) ECGs and MLL ECGs were recorded for 60 seconds each with an EDAN SE-1010 PC ECG system. Results: In sinus rhythm subjects, the observable Ta wave duration was 109±4.7 ms, the P-Ta duration was 196±5.1 ms, and the corrected P-Ta duration was 238±7.2 ms. The Ta wave peak amplitude was -42±8 µV. In AV block patients, the Ta wave duration was 314±28 ms the P-Ta duration was 418±29 ms and the corrected P-Ta duration was 462±31 ms, while the Ta wave peak amplitude was -37±9 µV. A correlation was found between the P and Ta wave amplitude, and no correlation was found between the P and Ta wave duration or the Ta amplitude and Ta duration in sinus rhythm and AV block subjects. Conclusion: The end of the Ta wave is not observable in sinus rhythm subjects, as it extends into the QRS complex and ST segment. In AV block patients, the Ta wave duration was generally three times longer than the observable Ta duration in sinus rhythm subjects.

4.Ischemia-modified albumin levels in patients with acute decompensated heart failure treated with dobutamine or levosimendan: IMA-HF study
Yüksel Çavuşoğlu, Şule Korkmaz, Selda Demirtaş, Erkan Gencer, Hatice Şaşmaz, Fezan Mutlu, Hakan Güneş, Uğur Kadir Mert, Sedat Özdemir, Süleyman Kalaycı, Mehmet Birhan Yılmaz
PMID: 26301344  PMCID: PMC5336859  doi: 10.5152/akd.2015.6156  Pages 611 - 617
Amaç: İskemi modifiye albumin (IMA), miyokardiyal iskeminin duyarlı bir göstergesidir. Akut kalp yetersizliğinde (KY) IMA düzeylerine ilişkin veri bulunmamaktadır. Bu çalışmada, akut dekompanse KY’de IMA düzeyleri ile levosimendan ve dobutamin tedavilerinin IMA düzeylerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntemler: Çok merkezli, prospektif yürütülen bu çalışmaya akut dekompanse KY ile hastaneye yatırılan ve EF <%35 olan 70 hasta alındı. IMA düzeylerine, hastaneye kabul sırasında ve tedavinin başlanmasından 24-48 saat sonra alınan kan örneklerinden bakıldı. 29 olgu standart akut KY tedavisi, 18 olgu standart tedaviye ilave levosimendan ve 23 olgu dobutamin tedavisi aldı. Ayrıca 32 sağlıklı olgudan IMA için tek kan örneği alındı. IMA düzeyi, albumin cobalt bağlama yöntemine göre ölçüldü ve değerleri absorban unite (AU) olarak verildi. İstatistik analizlerde bağımsız ve eşleştirilmiş t testi, Mann-Whitney U ve Wilcoxon Signed Rank testi kullanıldı. Bulgular: Serum IMA düzeyleri akut dekompanse KY olgularında, sağlıklı olgulara göre anlamlı yüksek bulundu (0,894±0,23 AU'a karşı 0,379±0,08 AU, p<0,001). Akut KY tedavisinin başlanmasından 24-48 saat sonra IMA düzeyleri anlamlı azaldı (0,894±0,23 AU ve 0,832±0,18 AU, p=0,013). Ayrıca, IMA düzeylerinin hem standart tedavi grubunda (1,041±0,28'e karşı 0,884±0,15 AU, p=0,041), hem levosimendan grubunda (0,771±0,18'e karşı 0,728±0,18 AU, p=0,046), hem de dobutamin grubunda anlamlı azaldığı saptandı (0,892±0,18'e karşı 0,820±0,13 AU, p=0,035). Sonuç: Akut dekompanse KY’de IMA düzeyleri artmıştır. Uygun KY tedavisi ile IMA düzeyleri azalma göstermektedir. Günlük uygulamada önerilen dozlarda kullanılan dobutamine ve levosimendan, IMA düzeylerinde artışa neden olmamaktadır.
Objective: Ischemia-modified albumin (IMA) is a sensitive biomarker of myocardial ischemia. However, data on IMA levels in acute heart failure (HF) are still lacking. In this study, we aimed to evaluate serum IMA levels in acute decompensated HF and the effects of dobutamine and levosimendan treatments on IMA levels. Methods: This was a prospective, multicenter study that included 70 patients hospitalized with acute decompensated HF and left ventricular ejection fraction <35%. Blood samples for IMA measurements were obtained on admission and 24-48 h after the initiation of HF therapy. Twenty-nine patients were treated with standard HF therapy, 18 received levosimendan, and 23 received dobutamine in addition to standard of care. A single serum specimen was also collected from 32 healthy individuals each. IMA concentrations were measured by the albumin cobalt binding colorimetric assay, and the results were given in absorbance units (AU). Independent and paired sample t-tests, Mann-Whitney U test, and Wilcoxon signed-rank test were used for the analysis. Results: In patients with acute decompensated HF, the serum concentration of IMA was significantly higher than those of healthy subjects (0.894±0.23 AU vs. 0.379±0.08 AU, p<0.001). Overall, the IMA levels significantly decreased after 24-48 h of HF therapy (0.894±0.23 AU and 0.832±0.18 AU, p=0.013). Furthermore, the IMA levels were also found to significantly decrease with standard HF therapy (1.041±0.28 vs. 0.884±0.15 AU, p=0.041), with levosimendan (0.771±0.18 vs. 0.728±0.18 AU, p=0.046) and also with dobutamine (0.892±0.18 vs. 0.820±0.13 AU, p=0.035). Conclusion: Patients with acute decompensated HF had elevated IMA levels, and appropriate HF therapy significantly reduced the serum IMA levels. Dobutamine or levosimendan did not increase the IMA levels, suggesting a lower potential in inducing myocardial ischemia when used in recommended doses.

EDITORIAL COMMENT
5.Role of ischemia-modified albumin in patients with acute decompensated heart failure
Defeng Pan, Dongye Li
PMID: 26301345  PMCID: PMC5336860  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.18405  Pages 618 - 619
Abstract |Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
6.Apical transverse motion is associated with speckle-tracking radial dyssynchrony in patients with non-ischemic dilated cardiomyopathy
Emre Gürel, Kürşat Tigen, Tansu Karaahmet, Cihan Dündar, Ahmet Güler, Yelda Başaran
PMID: 25550176  PMCID: PMC5336861  doi: 10.5152/akd.2014.5607  Pages 620 - 625
Amaç: Apikal transvers hareket (ATH) sol ventrikül (SV) dissenkronisini değerlendirmede yeni bir parametredir. Benek-takibi radiyal strain analizi, kardiyak resenkronizasyon tedavisine yanıt verme potansiyeli olanları tanımlamada en iyi yöntem olarak gözükmektedir. Çalışmamızın amacı, noniskemik dilate kardiyomiyopatili (NDK) hastalarda ATH ve benek-takibi ekokardiyografi ile değerlendirilmiş radiyal dissenkroni arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Yöntemler: Otuz beş NDK’li hastayı inceledik (ortalama yaş 49,2±28,1 yıl; 21 erkek). Kardiyak çaplar ve ejeksiyon fraksiyonu (EF) ölçüldü. Rotasyon indekslerinin yanı sıra (SV twist ve torsiyon), global radiyal, sirkumferensiyal ve longitüdinal straini (GRS, GSS, GLS) hesaplamak için, benek-takibi analizi orta-SV kısa aks görüntüsü ve apikal görüntülere uygulandı. Radiyal dissenkroni, 130 ms cut-off değerine göre, anteroseptal ve posteriyor segmentler arasında, tepe sistolik radiyal strain zamanlamasındaki farklılık olarak tanımlandı. ATH, karşılıklı 2 apikal segmentin hareket trasesi kullanılarak hesaplandı. Bulgular: Radiyal dissenkroni; ATHloop (r=0,78, p<0,001), ATH4CV (r=0,71, p=0,001), ATH3CV (r=0,67, p=0,003), GRS (r=-0,51, p=0,04), GSS (r=-0,55, p=0,03), SV twist (r=-0,58, p=0,02) ve SV torsion (r=-0,56, p=0,03) ile anlamlı olarak koreleydi. ATHloop için, radiyal dissenkronisi olan ve olmayan hastaları ayırt etmek üzere uygulanan ROC analizi, eğri altında kalan alanın 0,88 olduğunu gösterdi (CI: 0,73-1,04, p=0,005). ATHloop için en iyi cut-off değeri 2,5 mm idi (%85 duyarlılık, %86 özgüllük). Sonuç: Apikal transverse hareket, benek-takibi ekokardiyografi ile değerlendirilmiş radiyal dissenkroni ile yakından ilişkilidir. Apikal çalkalanmanın sayısal ölçümü klinik uygulamalar için potansiyele sahiptir.
Objective: Apical transverse motion (ATM) is a new parameter for assessing left ventricular (LV) dyssynchrony. Speckle-tracking radial strain analysis seems to be the best method to identify potential responders to cardiac resynchronization therapy. The aim of our study was to investigate the association between ATM and radial dyssynchrony assessed by speckle-tracking echocardiography in patients with non-ischemic dilated cardiomyopathy (NDC). Methods: We examined 35 NDC patients (mean age 49.2±28.1 years; 21 males). Cardiac dimension and ejection fraction (EF) were measured. Speckle-tracking analysis was performed on two-dimensional greyscale images in the mid-LV short axis view and apical views to calculate global radial, circumferential, and longitudinal strain (GRS, GCS, GLS), as well as rotational indexes (LV twist and torsion). Radial dyssynchrony was defined as a difference in time to peak systolic radial strain between the anteroseptal and posterior segments with a cut-off value of 130 ms. ATM was estimated using motion traces of 2 opposite apical segments. Results: Radial dyssynchrony was significantly correlated with ATMloop (r=0.78, p<0.001), ATM4CV (r=0.71, p=0.001), ATM3CV (r=0.67, p=0.003), GRS (r=-0.51, p=0.04), GCS (r=-0.55, p=0.03), LV twist (r=-0.58, p=0.02), and LV torsion (r=-0.56, p=0.03). The receiver operating characteristics analysis for ATMloop to distinguish between patients with and without radial dyssynchrony revealed an area under the curve value of 0.88 (CI: 0.73-1.04, p=0.005). The best cut-off value was 2.5 mm for ATMloop (85% sensitivity and 86% specificity). Conclusion: Apical transverse motion is closely associated with radial dyssynchrony assessed by speckle-tracking echocardiography. Quantitative measure of apical rocking has the potential for clinical applications.

EDITORIAL COMMENT
7.Which oracle to use for tracking a desynchronized heart? A matter of predictability in contemporary medicine
Michele Mario Ciulla
PMID: 26301346  PMCID: PMC5336862  doi: 10.5152/akd.2015.16101  Pages 626 - 627
Abstract |Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
8.Plasma urotensin II and neurokinin B levels in acute myocardial infarction and stable coronary artery disease
Dursun Çayan Akkoyun, Aydın Akyüz, Şeref Alpsoy, Ahmet Gürel, Niyazi Güler, Hasan Değirmenci, Ümit Gürkan
PMID: 25550175  PMCID: PMC5336863  doi: 10.5152/akd.2014.5596  Pages 628 - 633
Amaç: Bu çalışma akut miyokardiyal enfarktüs(AME) ve stabil koroner arter hastalarının (KAH) plazma ürotensin II (U-II) ve nörokinin B (NKB) düzeylerinde olası değişiklikleri ve hastalıkların patogenezi ile ilişkisini araştırmak amacı ile planlandı. Yöntemler: Çalışmamız prospektif, vaka kontrol çalışması olarak planlandı. Random olarak başvuran AME, stabil KAH hastaları ve Kontrol bireylerinden üç grup oluşturuldu. Konjestif kalp yetersizliği, kronik karaciğer ve böbrek yetersizliği, şiddetli kalp kapak hastalığı ve pulmoner hipertansiyon hastaları çalışma dışı bırakıldı. Biyokimyasal parametreler, U-II ve NKB düzeyleri ölçüldü. Verilerin normallik analizi için Kolmogornov-Smirnov testi kullanıldı. Üç grup karşılaştırılması one-way Anova ve Tukey testi (veya Kruskall-Wallis testi ve Mann-Whitney U test) ile yapıldı. Bulgular: Serum ortalama U-II düzeyleri AME grubunda, KAH ve kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu (sırasıyla p=0,014 ve p=0,028). Serum ortalama NKB düzeyleri AME grubunda, KAH ve kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu (sırasıyla p<0,001 ve p=0,025 ). KAH ve kontrol grupları arasında ise U-II ve NKB seviyeleri yönünden anlamlı fark saptanmadı ( p>0,05 ). Serum U-II ve NKB değerleri arasında pozitif korelasyon saptandı (r=0,720; p<0,001). Serum U-II ve NKB değerleri ile CRP düzeyleri arasında anlamlı bir korelasyon olmamasına rağmen, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu (LVEF) ile zayıf korelasyon vardı Sonuç: Çalışmamızda AME grubunda KAH ve Kontrol grubuna göre daha düşük U-II ve NKB düzeylerini bulduk. Bulgularımıza göre azalmış U-II ve NKB seviyeleri komplike aterosklerotik olaylarla ilişkilidir.
Objective: This aim of the study is to investigate whether there are possible plasma urotensin-II (U-II) and neurokinin B (NKB) level changes in patients with acute myocardial infarction (AMI) or not and plasma urotensin-II (U-II) and neurokinin B (NKB) level changes in patients with acute myocardial infarction (AMI) and stable coronary artery disease (CAD) and to evaluate whether there is any relationship between these changes and the pathogenesis of these diseases. Methods: This is a prospective case-control study. Three groups were formed from randomly admitted patients with AMI, stable CAD, and controls. Biochemical parameters and U-II and NKB levels were measured. Patients with congestive heart failure, chronic hepatic and renal failure, severe cardiac valve disease, and severe pulmonary hypertension were excluded from the study. The normality of the data was evaluated using the Kolmogorov-Smirnov test. We compared the three groups with one-way ANOVA and Tukey test (Kruskal-Wallis test and Mann-Whitney U test). Results: Compared with controls (n=31) and CAD patients (n=32), AMI patients (n=32) had lower U-II and NKB levels. In cases of stable CAD, U-II and NKB levels were similar. A positive correlation was found between U-II and NKB (r=0.720; p=0.000). U-II and NKB were poorly correlated with left ventricle ejection fraction but not with C-reactive protein. Conclusion: We found that U-II and NKB levels were lower in patients with AMİ in than those with CAD or the control group. According to our findings, the decreased U-II and NKB levels were related to complicated atherosclerotic events.

9.Relationship between red cell distribution width and long-term mortality in patients with non-ST elevation acute coronary syndrome
Adem Bekler, Erhan Tenekecioğlu, Gökhan Erbağ, Ahmet Temiz, Burak Altun, Ahmet Barutçu, Emine Gazi, Fahri Güneş, Mustafa Yılmaz
PMID: 25550178  PMCID: PMC5336864  doi: 10.5152/akd.2014.5645  Pages 634 - 639
Amaç: Eritrosit dağılım genişliğinin (EDG) koroner arter hastalığında kardiyak olayların öngörücüsü olduğu gösterilmiştir. Burada, biz ST yükselmesi olmayan akut koroner sendrom hastalarında (STYO-AKS) başvuru anındaki EDG'nin kötü sonlanımları öngörebileceğini göstermeyi amaçladık. Yöntemler: Toplam 202 STYO-AKS hastası (159 erkek, 43 kadın) geriye dönük incelendi. Hastalar başvurudaki EDG değerlerinin ellinci persantiline göre ikiye ayrıldı. Yüksek EDG grubu (n=100) EDG'nin >14,0 olması olarak tanımlandı. EDG ile birincil (kardiyovasküler ölüm), ikincil [tekrarlayan enfarkt ve hedef damar revaskülarizasyonu (perkütan veya cerrahi)] ve majör istenmeyen kardiyak olaylar (MACE) sonlanım noktaları arasındaki ilişki incelendi. Ortalama takip süresi 18. (13-24) aydı. Bulgular: Yüksek EDG grubunda hastalar daha yaşlıydı (62,9'a karşı 57,5, p=0,001). Yüksek EDG grubunda; çok damar hastalığı, düşük yoğunluklu lipoprotein, kreatinin, trombosit, CK-MB, troponin I ve EDG anlamlı yüksek (sırasıyla, p=0,047, p=0,003, p=0,012, p=0,012, p=0,017, p<0,001), cinsiyet (erkek/kadın), ejeksiyon fraksiyonu ve hemoglobin değerleri anlamlı şekilde düşüktü (sırasıyla, p=0,021, p=0,04, p=0,016). Yüksek EDG grubunda kardiyovasküler ölüm ve MACE daha yüksekti (%16'ya karşı %4,9, p=0,01, %52'ye karşı %31,4, p=0,003). Toplam 202 hastada çoklu regresyon analizi ile; başvuru anındaki yaşın ≥65 ve EDG'nin >%14,0 olması kardiyovasküler mortalitenin güçlü, bağımsız öngörücüsü olduğu bulundu (sırasıyla, OR: 4,5, %95 CI: 1,5-13,1, p=0,005, OR: 3,0, %95 CI: 1,0-8,9, p=0,039). Sonuç: Başvurudaki yüksek EDG düzeyi STYO-AKS hastalarında artmış uzun dönem mortalite ile ilişkilidir.
Objective: Red cell distribution width (RDW) has been reported to be a predictor of cardiac events in coronary artery disease (CAD). Here, we hypothesized that RDW level on admission would be predictive of adverse outcomes in non-ST elevation acute coronary syndrome (NST-ACS). Methods: In total, 202 patients with NST-ACS (159 males and 43 females) were retrospectively analyzed. The patients were divided into two groups based on the 50th percentile of admission RDW levels. A high RDW group (n=100) was defined as those patients having RDW levels of >14.0. The relationship between RDW and primary endpoint (cardiovascular death), secondary endpoints [(reinfarction, repeat target vessel revascularization-percutaneous/surgical)], and major adverse cardiac events (MACE) were assessed. The median follow-up time was 18 (13-24) months. Results: The patients in the high RDW group were older (62.9 vs. 57.5, p=0.001). Multivessel disease, low-density lipoprotein, creatinine, platelet, CK-MB, troponin I, and RDW were higher (p=0.047, p=0.003, p=0.012, p=0.012, p=0.017, p<0.001, respectively), and gender (male/female), ejection fraction, and hemoglobin levels were lower (p=0.021, p=0.04, p=0.016, respectively) in the high RDW group. Cardiovascular death and MACE were higher in the high RDW group (16% vs. 4.9%, p=0.01, 52% vs. 31.4%, p=0.003, respectively). By multiple regression analysis in 202 patients, age ≥65 and RDW >14.0% on admission were found to be powerful independent predictors of cardiovascular mortality (OR: 4.5, 95% CI: 1.5-13.1, p=0.005, OR: 3.0, 95% CI: 1.0-8.9, p=0.039, respectively). Conclusion: A high RDW level on admission is associated with increased long-term mortality in patients with NST-ACS.

10.The association between platelet/lymphocyte ratio and coronary artery disease severity
Murat Yüksel, Abdulkadir Yıldız, Mustafa Oylumlu, Abdurrahman Akyüz, Mesut Aydın, Hasan Kaya, Halit Acet, Nihat Polat, Mehmet Zihni Bilik, Sait Alan
PMID: 25550173  PMCID: PMC5336865  doi: 10.5152/akd.2014.5565  Pages 640 - 647
Amaç: Bu çalışmada platelet/lenfosit oranı (PLO) ile koroner arter hastalığındaki aterosklerozun ciddiyeti arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık. Yöntemler: Selektif koroner anjiyografi yapılan toplam 388 hastanın verileri geriye dönük olarak incelendi. Koroner arter hastalığında (KAH) aterosklerozun ciddiyetini gösteren Gensini skorları tüm hastalar için hesaplandı. KAH’ı olanlar Gensini skorlarına göre iki gruba ayrıldı: hafif ve ciddi ateroskleroz grubu. Normal koroner arterler saptanan 80 hasta kontrol grubunu oluşturdu. Çalışma grupları PLO değerleri bakımından karşılaştırıldı. Ayrıca PLO değerinin Gensini skoru ile korelasyon gösterip göstermediği araştırıldı. Bulgular: Ciddi ateroskleroz grubunun ortalama PLO değeri, hem hafif ateroskleroz grubundan hem de kontrol grubundan daha yüksekti (p<0,001). Ayrıca KAH hastalarının Gensini skorları ile PLO değerleri arasında anlamlı bir pozitif korelasyon vardı. Eşik değer 111 alındığında anjiyografi öncesi bakılan PLO, ciddi KAH’ı %61 duyarlılık ve %59 özgüllük ile öngörmekteydi. Çok değişkenli analizde işlem öncesi bakılan PLO, WBC, düşük HDL seviyesi ve yaş, Gensini skoruyla bağımsız şekilde ilişkili parametreler olarak bulundu. Sonuç: Çalışmamızın sonuçları yüksek PLO değerinin, ciddi aterosklerozu öngörmede geleneksel risk faktörlerine ve yaygın olarak kullanılan biyobelirteçlere bir katkı sunabileceğini desteklemektedir.
Objective: In this study, we aimed to explore the association between platelet-to-lymphocyte ratio (PLR) and the severity of atherosclerosis in coronary artery disease (CAD). Methods: Clinical and laboratory data of 388 patients who underwent coronary angiography were evaluated retrospectively. Gensini score, which indicates the severity of atherosclerosis, was calculated for all of the patients. Patients with CAD were categorized as mild and severe atherosclerosis, according to their Gensini score. Eighty patients with normal coronary arteries formed the control group. Mean PLR values of the three study groups were compared. Also, PLR value was tested for whether it showed a positive correlation with Gensini score. Results: The mean PLR of the severe atherosclerosis group was significantly higher than that of the mild atherosclerosis and controls groups (p<0.001). Also, PLR was positively correlated with Gensini score in CAD patients. A cut-off value of 111 for PLR predicted severe atherosclerosis with 61% sensitivity and 59% specificity. Pre-procedural PLR level was found to be independently associated with Gensini score, together with WBC, age, and low HDL level, in the multivariate analysis. Conclusion: Our study suggests that high PLR appears to be additive to conventional risk factors and commonly used biomarkers in predicting severe atherosclerosis.

11.Novel predictors of infarct-related artery patency for ST-segment elevation myocardial infarction: Platelet-to-lymphocyte ratio, uric acid, and neutrophil-to-lymphocyte ratio
Halit Acet, Faruk Ertaş, Mehmet Ata Akıl, Ferhat Özyurtlu, Abdulkadir Yıldız, Nihat Polat, Mehmet Zihni Bilik, Mesut Aydın, Mustafa Oylumlu, Hasan Kaya, Murat Yüksel, Abdurrahman Akyüz, Hilal Ayçiçek, Sait Alan, Nizamettin Toprak
PMID: 25550174  PMCID: PMC5336866  doi: 10.5152/akd.2014.5592  Pages 648 - 656
Amaç: Nötrofil/lenfosit oranı (NLO), trombosit/lenfosit oranı (TLO) ve ürik asit (UA) kardiyovasküler hastalıklarda birer enflamatuvar belirteçtir. Ancak ST-segment yükselmesi miyokart(STYMİ) enfarktan sorumlu arter (ISA) açıklığı ile bu belirteçler arasında yeterli veri yoktur. Biz STYMİ'da perkütan koroner girişim (PKG) öncesi ISA açıklığı ile NLO TLO, ve UA ilişkisini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışma geriye dönük olarak dizayn edilmiştir. STYMİ’lü ardışık 324 hasta çalışmaya alındı. Hastalar PKG öncesi Thrombolysis In Myocardial Infarction (TIMI) göre iki gruba ayrıldı. TIMI 0,1 ve 2 Spontan reperfüze (SR) olmayan grup, TIMI 3 SR grubu olarak adlandırıldı. χ2, independent samples t-test, Mann-Whitney U test, multivariate lojistik regresyon ve receiver-operator characteristic (ROC) istatistiksel analizleri kullanıldı. Bulgular: TLO, NLO, UA SR grubunda daha düşük saptandı (sırasıyla p<0,004, p<0,001, p<0,001). Çok değişkenli analizde, serum UA düzeyi ve TLO PKG öncesi ISA açıklığının bağımsız belirleyicileri olarak bulundu. ROC analizinde PLR>190, UA>5,75 mg/dL, ve NLR>4,2. SR olmayan grup ile ilişkili bulundu. SR olmayan grup ile duyarlılık ve özgüllük sırayla PLR için %88 ve %84, UA %72 ve %66, NLR %74 ve %44 olarak bulundu. Sonuç: TLO ve UA PKG öncesi İSA açıklığının öngördürücüsü olduğunu gösterdik. TLO ve UA STYMİ’nin değerlendirilmesinde kullanılabileceğini önermekteyiz.
Objective: The neutrophil/lymphocyte ratio (NLR), the platelet/lymphocyte ratio (PLR), and uric acid (UA) are inflammatory markers in cardiovascular disease. However, there are not enough data on infarct-related artery (IRA) patency in ST-segment elevation myocardial infarction (STEMI). We aimed to investigate the association of NLR, PLR, and UA with IRA patency before percutaneous coronary intervention (PCI) in STEMI. Methods: The study was designed as a retrospective study. Three hundred and twenty-four consecutive patients with STEMI were divided into two groups according to pre-PCI Thrombolysis in Myocardial Infarction flow grade (TIMI). Patients with a TIMI flow grade of into the spontaneous reperfusion (SR) group, while patients with TIMI flow grade of 0, 1 and 2 were placed into the non-SR group. The χ2 and independent-samples t-test, Mann-Whitney U test, multivariate logistic regression analysis, and receiver-operator characteristic (ROC) curve analysis were used for the statistical analysis. Results: PLR, NLR, and UA values in the SR group were lower than in the non-SR group (p<0.004, p<0.001, p<0.001, respectively). In the multivariate analysis, serum UA level and PLR were found to be independent predictors of pre-PCI IRA patency. In the ROC curve analysis, PLR >190, UA>5.75 mg/dL, and NLR>4.2 predicted non-SR. The sensitivity and specificity of the association between low IRA TIMI flow grade and PLR were 88% and 84%, 72% and 66% for UA, and 74% and 44% for NLR, respectively. Conclusion: We determined that PLR and UA are novel predictors of IRA patency before PCI. We suggest that PLR and UA may be used in risk-stratifying STEMI.

12.Comparison of endothelial function of coronary artery bypass grafts in diabetic and nondiabetic patients: Which graft offers the best?
Demet Özkaramanlı Gür, Özcan Gür, Selami Gürkan, Selcem Cömez, Aylin Gönültaş, Murat Yılmaz
PMID: 26301347  PMCID: PMC5336867  doi: 10.5152/akd.2014.5613  Pages 657 - 662
Amaç: Hem uzun hem de kısa dönemde greft açıklığını belirleyen diyabet ilişkili endotel disfonksiyonu, tüm koroner arter baypass greftlerini (KABG) eşit derecede etkilemiyor. Biz, bu çalışmada, diyabetik radiyal arter(RA), internal mamariyan (IMA) arter ve safen vendeki (SV) endotel disfonksiyonu derecesini in-vitro organ banyosu düzeneğinde araştırmayı amaçladık. Yöntemler: On beş diyabetik ve 15 non-diyabetik, toplam 30 hasta çalışmaya alındı. Çalışmaya alınan her bir greft tipi için 16 parça, toplamda 96 parça organ banyosu düzeneğinde çalışıldı. Arteryel greftler pediküllü olarak, SV greftleri ise ‘no touch’ tekniği ile çıkarıldı. Nitrik oksit (NO) aracılı vazodilatasyona sebep olan ‘karbakole’, vasküler halkaların vereceği vazodilatasyon yanıtı, endotel fonksiyonunu değerlendirme ölçütü olarak kullanıldı. Bulgular: Internal mamaryan arter grefti, diyabetik ve nondiyabetik hastalarda en belirgin NO aracılı vazodilatasyon göstererek, SV ve RA’e göre daha iyi korunmuş endotel fonksiyonu olduğunu kanıtladı. Diyabetik olmayan hastalarda ‘No touch’ SV grefti ile RA grefti benzer vazodilatasyon yanıtı gösterirken, diyabetik hastalarda RA grefti, no touch SV greftinden dahi daha az vazodilatasyon, diğer bir deyişle en kötü endotel fonksiyonu olduğunu gösterdi. Sonuç: Diyabetik hastalarda RA greftlerinde SV greftlerinden dahi daha belirgin endotel disfonksiyonunu gösteren bu çalışma, diyabetik hastalarda SV çıkarılma yöntemi olarak ‘no touch’ tekniği kullanımını ve RA greft olarak kullanılmadan önce daha detaylı incelemesini desteklemektedir.
Objective: Diabetes associated endothelial dysfunction, which determines both long and short term graft patency, is not uniform in all coronary artery bypass surgery (CABG) grafts. Herein this study, we aimed to investigate the degree of endothelial dysfunction in diabetic radial artery (RA), internal mammarian artery (IMA) and saphenous vein (SV) grafts in vitro tissue bath system. Methods: This is a prospective experimental study. Fifteen diabetic and 15 non-diabetic patients were included to the study. A total number of 96 graft samples were collected; 16 graft samples for each graft type from both diabetic and non-diabetic patients. Arterial grafts were harvested with pedicles and SV grafts were harvested by ‘no touch’ technique. Vasodilatation response of vascular rings to carbachol, which induces nitric oxide (NO) mediated vasodilatation, was designated as the measure of endothelial function. Results: The IMA grafts had the most prominent NO mediated vasodilatation in both diabetic and non-diabetic patients, concluding a better preserved endothelial function than SV and RA. The ‘no- touch’ SV and RA grafts had similar vasodilatation responses in non-diabetic patients. In diabetic patients, on the other hand, RA grafts exhibited the least vasodilatation response (ie. worst endothelial function), even less vasodilatation than ‘no touch’ SV grafts (p<0.0001). Conclusion: Deteriorated function of RA grafts in diabetic patients, even worse than SV grafts made evident by this study, encourages the use of ‘no touch’ technique as the method of SV harvesting and more meticulous imaging of RA before its use as a graft in diabetic patients.

13.Assessment of left ventricular functions with tissue Doppler, strain, and strain rate echocardiography in patients with familial Mediterranean fever
Özben Ceylan, Senem Özgür, Utku Arman Örün, Vehbi Doğan, Osman Yılmaz, Mahmut Keskin, Mehmet Emre Arı, Özlem Erdoğan, Selmin Karademir
PMID: 25550179  PMCID: PMC5336868  doi: 10.5152/akd.2014.5544  Pages 663 - 668
Amaç: Çalışmamızda amaç kardiyak yönden semptom göstermeyen ailevi Akdeniz ateşi olgularında bölgesel ve/veya global sistolik ve diyastolik fonksiyonlarda erken dönem olabilecek değişiklikleri belirlemek, konvansiyonel ekokardiyografi ile gösterilemeyen miyokardiyal tutulumun doku Doppler, strain ve strain rate ekokardiyografi ile saptanıp saptanmayacağını belirlemektir. Yöntemler: Çalışmaya ailevi Akdeniz ateşi tanısı ile izlenen ve düzenli olarak kolşisin kullanan 45 hasta ile aynı yaş ve cinsiyette olan 45 kontrol grubu alındı. Bulgular: Ailevi Akdeniz ateşli 45 hastanın 24’ü (%55,3) kız, 21’i (%46,7) erkek olup, yaşları 2-18 yıl arasında (ortalama 11,3±3,7 yıl) değişmekte idi. Ortalama hastalık süresi 4,6±2,4 yıl (aralık 6 ay-10 yıl) idi. Hastaların tümünde ailevi Akdeniz ateşi gen mutasyonu pozitif olup %64,4’ünde homozigot M694V tipi mutasyon saptandı. Hasta ve kontrol grubunda sırasıyla longitüdinal global strain %-14,44±4,77 ve %-17,40±1,79, radiyal global strain %14,80±6,29 ve %17,53±4,63, radiyal global strain rate 0,59±0,24 s- ve 0,83±0,51 s- olup hastalarda anlamlı derecede düşük idi (p<0,05). Sirkümferansiyel global strain gruplar arasında farklılık göstermedi (p>0,05). Sonuç: Ailevi Akdeniz ateşi hastalarında kardiyak yönden olan ve konvansiyonel ekokardiyografi ile sol ventrikül fonksiyonları normal olmasına rağmen miyokardiyal etkilenme olduğundan konvansiyonel, strain ve strain rate ekokardiyografi teknikleri ile düzenli takip edilmeleri gerekmektedir.
Objective: This study assessed the early changes in regional and global systolic and diastolic myocardial functions in patients with familial Mediterranean fever without any cardiovascular symptoms using tissue Doppler and strain and strain rate echocardiography and compared them to the results of a control group. Methods: This study has a cross-sectional and observational design. FMF patients with normal left ventricular function were included in the study. We excluded patients who had arrhythmia, acquired/congenital heart disease, pericarditis, or acute attack. We compared 45 children with familial Mediterranean fever on colchicine therapy and 45 age- and sex-matched healthy children. Results: The 45 patients with familial Mediterranean fever included 24 (55.3%) girls and 21 (46.7%) boys with a mean age of 11.3±3.7 (range 2-18) years. The mean disease duration was 4.6±2.4 (range 0.5-10) years. In the patient group, the homozygous M694V mutation was the most common (64.4%) mutation. The patients with familial Mediterranean fever had statistically lower longitudinal global strain, radial global strain, and strain rates (-14.44±4.77%, 14.80±6.29%, and 0.59±0.24 s, respectively) than the controls (-17.40±1.79%, 17.53±4.63%, and 0.83±0.51 s) (p<0.05). The circumferential global strain did not differ significantly between the groups. Conclusion: Patients with familial Mediterranean fever who are subclinical from a cardiac aspect might have normal left ventricular function as measured by conventional echocardiography. However, the disease affects their myocardial tissue, and these patients should be followed with conventional, strain, and strain rate echocardiography techniques regularly.

EDITORIAL COMMENT
14.Assessment of left ventricular functions with tissue Doppler, strain, and strain rate echocardiography in patients with familial Mediterranean fever
Arend D.J. Ten Harkel
PMID: 26301348  PMCID: PMC5336869  doi: 10.5152/akd.2015.15839  Pages 669 - 670
Abstract |Full Text PDF

CASE REPORT
15.Dissolution of an apical thrombus by apixaban in a patient with old anteroseptal myocardial infarction
Atakan Yanıkoğlu, Mehmet Sait Altıntaş, İsmail Ekinözü
PMID: 26301349  PMCID: PMC5336870  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6285  Pages 671 - 672
Abstract |Full Text PDF

16.A rare association with suffered cardiac arrest, long QT interval, and syndactyly: Timothy syndrome (LQT-8)
Yakup Ergül, İsa Özyılmaz, Sertaç Haydın, Alper Güzeltaş, Volkan Tuzcu
PMID: 26301350  PMCID: PMC5336871  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6315  Pages 672 - 674
Abstract |Full Text PDF

DIAGNOSTIC PUZZLE
17.Low atrial rhythm mimics myocardial infarction
Hatem Arı, Fatih Kahraman, Hasan Aydın Baş, Akif Arslan
PMID: 26301351  PMCID: PMC5336872  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6407  Page 675
Turkish
 
Başlık:  Miyokart enfarktüsünü taklit eden düşük atriyal ritim



LETTER TO THE EDITOR
18.OSACS score - a new simple tool for identifying high risk for obstructive sleep apnea syndrome based on clinical parameters
Ronaldo Delmonte Piovezan, Sergio Tufik, Dalva Poyares
PMID: 26301352  PMCID: PMC5336873  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6370  Pages 676 - 677
Abstract |Full Text PDF

19.Effect of percutaneous mitral balloon valvuloplasty on right ventricular functions in mitral stenosis: Short-and mid-term results
Osman Bektaş, Zeki Yüksel Günaydın, Ahmet Karagöz, Ahmet Kaya
PMID: 26301353  PMCID: PMC5336875  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6452  Pages 677 - 679
Abstract |Full Text PDF

20.Platelet to lymphocyte ratio: a novel and simple predictor of slow coronary flow
Mehmet Kadri Akboğa, Çağrı Yayla, Uğur Canpolat, Dursun Aras
PMID: 26301354  PMCID: PMC5336877  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6460  Pages 679 - 680
Abstract |Full Text PDF

21.How can we reduce complications associated with thrombolysis for prosthetic valve thrombosis?
Sabahattin Gündüz, Mahmut Yesin, Macit Kalçık, Mustafa Ozan Gürsoy, Mehmet Özkan
PMID: 26301355  PMCID: PMC5336879  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6476  Pages 680 - 681
Abstract |Full Text PDF

22.Transcatheter aortic valve implantation for severe pure aortic regurgitation: looking beyond the image
Ebru Özpelit, Hüseyin Dursun, Tuğra Gençpınar, Özer Badak, Dayimi Kaya
PMID: 26301356  PMCID: PMC5336881  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6412  Pages 681 - 682
Turkish
 
Başlık:  Ciddi aort yetmezlikli olguda transkateter aortic kapak replasmanı; resmin ötesine bakınca



23.Ebola virus disease 2014: Induction of abnormal cardiac rhythm?
Viroj Wiwanitkit
PMID: 26301357  PMCID: PMC5336882  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6465  Page 682
Abstract |Full Text PDF

DIAGNOSTIC PUZZLE - ANSWER
24.Low atrial rhythm mimics myocardial infarction
Hatem Arı, Fatih Kahraman, Hasan Aydın Baş, Akif Arslan
PMID: 26301351  PMCID: PMC5336883  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6407  Pages 683 - 684
Turkish
 
Başlık:  Miyokart enfarktüsünü taklit eden düşük atriyal ritim



INTERVIEW
25.Interview with Prof. Dr. Murat Tuzcu
Zeki Öngen
PMID: 26301358  PMCID: PMC5336884  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.432069870  Pages 685 - 690
Abstract |Full Text PDF

26.Koşuyolu and “30 Years of Pride Story” This light will always be on
Mehmet Özkan, Cihangir Kaymaz
PMID: 26301359  PMCID: PMC5336885  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.22062015  Pages 691 - 693
Abstract |Full Text PDF

27.International Research Interdisciplinary School 8-12 June 2015, Bosteri, Cholpon-Ata, Issyk-Kul, Kyrgyzstan
Jonathan Lipton, Aliina Altymysheva, Ljuba Bacharova, Aynagul Dzhumagulova, Çiğdem Koca, Taalaibek Kudaiberdiev, Ryskul Kydyraliveva, Ruslan Sadabaev, Adam Stanczyk, Galen Wagner, Gulmira Kudaiberdieva, Berik Bolatbekov, Zarema Dzhakipova, Samat Kadyrov, Gulzada Imanalieva, Bakytbek Imanov, Inna Lutsenko, Tatiana Nekrasova, Aleksey Tregubov, Kaiyrnisa Tilemanbetova, Tatyana Tsivinskaya, Zulfiia Radzhapova, Iuliana Zalesskaya
PMCID: PMC5336886  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.3636468  Pages 694 - 700
Abstract |Full Text PDF

E-PAGE ORIGINAL IMAGES
28.Echocardiographic imaging of saccular aneurysm in the left main coronary artery
Hatem Arı, Fatih Kahraman, Fatih Aksoy, İsmail Barkın Işık
PMID: 26301361  PMCID: PMC5336887  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6385  Page E22
Abstract |Full Text PDF

29.Three-dimensional imaging of left ventricular hemangioma
Özge Kurmuş, Özgür Kırbaş, Cemal Köseoğlu, Ayşe Saatçi Yaşar, Mehmet Bilge
PMID: 26301362  PMCID: PMC5336888  doi: 10.5152/AnatolJCardiol.2015.6462  Pages E22 - E23
Abstract |Full Text PDF



Journal Metrics

Journal Citation Indicator: 0.18
CiteScore: 1.1
Source Normalized Impact
per Paper:
0.22
SCImago Journal Rank: 0.348

Quick Search



Copyright © 2024 The Anatolian Journal of Cardiology



Kare Publishing is a subsidiary of Kare Media.